‘Psikopat’ Diye Bir Şey Gerçekten Var mı Yoksa Biz mi Abartıyoruz?

Gerçek suç hikayelerinin takipçileri bilir ki, genellikle psikopatların çevresindeki esrar perdesini çözmek o kadar da kolay değildir. İşin korkutucu tarafı ise yanı başımızda yaşayan, iş yerinde karşılaştığımız ya da trende yanımızda oturan kişiler birer psikopat olabilir. Peki neden onlara psikopat demişler? Gelin bir bakalım…

Kaynak: https://www.iflscience.com/is-there-s…

Psikopat insanlar, en vahşi ve ahlak dışı hareketleri gerçekleştirebilen kişilerdir.

Ancak popüler kültürde bilinenin aksine, “psikopatlar” hakkında en şaşırtıcı olan şey, gerçekte var olmamalarıdır. Ya da, genellikle yaygın bilinen şekilde var olmadıklarını söylesek daha doğru.

Senin ya da benim gibi değiller.

Psikopat insanlar stresel normal insanlardan daha farklı bir şekilde tepki veriyor. Klinik psikolog Dr. Ramani Durvasula psikopatların veya “antisosyal kişilik bozukluğu” olanların stresle herkesten farklı şekilde başa çıktıklarını söylüyor.

“Onların iç dünyaları anlaşılmaz bir hale gelmiştir, bu da onları korkutucu tahminlerimiz ve yorumlarımız için ideal hale getirir.”

Acaba ne düşünüyorlardı? Bunu nasıl yaptılar? Kesin bir tanımı olmasa da, bu kişiler psikolojik sorunlara sahipler. Bu hastalık aslında tehditkar durumlara tepki veren vücudumuzun bir parçası olan otonom sinir sistemiyle ilgili. Beyin bir tehdidi tanıdığında veya şüphelendiğinde, amigdala hipotalamusa bir sinyal gönderir ve bu da otonom sinir sistemine harekete geçmeye hazırlanması için sinyal verir. Bunu adrenalin salgılayarak yapar.

Bu da kalbimizin hızlı atmasını ve uyanık olmamızı sağlar.

Temel olarak, bizi savaş, kaç veya donakalma tepkisine hazırlar. Ya da çalışması gereken budur. Normal insanlarda bu böyle olsa da psikopatlar tam olarak aynı şekilde tepki vermezler. Dr. Durvasula’ya göre, “normal bir insan” bir kuralı ihlal ettiğinde veya utanç verici veya kaba bir şey yaptığında, “heyecanlanır” ve kalp atışı hızlanır. Ancak, “Bir psikopatın böyle bir uyarılması yoktur”, diyor.

Bu yüzden yalan makinesinde yakalanmadan kolayca yalan söyleyebilirler.

Sonuç olarak, Dr. Duvasula, psikopatların “kötü bir şey yaptıklarında pişmanlık duymadıklarını” ve diğer insanlar gibi stresli olmadıklarını söylüyor. “Psikopatlar ve belli bir dereceye kadar sosyopatlar, sonuçları düşünmezler.” diye belirtiyor.

Psikopatlar gerçekten “dışarıda” mı?

Öncelikle ve önemli olarak, “psikopat” terimi, birçok psikolog tarafından tanınan bir terim değildir. Örneğin, Amerikan psikoloji topluluğunun sınıflandırma kutsal kitabı olan Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı (DSM), psikopatiyi resmi bir tanı olarak içermez ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Amerikan Psikiyatri Birliği ve birçok diğer profesyonel kuruluş da terimi kullanmaz. Bunun birkaç nedeni vardır, ancak önemli biri, “kötü bir insan” fikri ve tedavi/yardım olasılığıyla ilgilidir.

“Kötü bir insan” tanımı, kötü eylemlerin sadece kötü olduklarına dair döngüsel bir mantığa dayanır.

“Psikopat” tanısı da aynı sonucu verir. Bu nedenle, psikopatlık yerine, antisosyal kişilik bozukluğu (AKB) adı verilen bir durumu tanımlamak için daha resmi bir terim olan “antisosyal” terimi kullanılır. AKB, başkalarının haklarını ihlal eden ve manipüle eden davranış kalıpları ile karakterize bir durumdur. AKB sahibi olan kişiler başkalarına karşı duyarsız, vicdansız ve empati yoksunu olma eğilimindedir. Ayrıca, genellikle suç işleme, yalan söyleme, aldatma, saldırganlık ve sorumsuzluk gibi suç eğilimleri de gösterirler.

AKB hastalığının tanı kriterleri, şöyle belirtilmiştir:

  • 15 yaşından önce başlayan ve çocukluk veya ergenlik döneminde kendini gösteren, başkalarının haklarına, sosyal kurallara veya yasalara aykırı davranışlar.

  • En az 18 yaşında olmak.

  • 15 yaşından önce davranım bozukluğu tanısı almış olmak.

  • Başkalarının haklarına, sosyal kurallara veya yasalara aykırı davranışların, kişisel veya mesleki sorunlara yol açtığı veya başkalarına zarar verdiği durumlar karşısında kayıtsız kalmak.

AKB tanısı almak için, bu kriterlerden en az üçünü karşılamak gerekir.

Ayrıca, bu davranışların şizofreni, bipolar bozukluk veya depresif bozukluk gibi başka bir ruhsal bozukluktan kaynaklanmaması gerekir.AKB’nin nedenleri tam olarak bilinmemektedir, ancak genetik, biyolojik ve çevresel faktörlerin rol oynadığı düşünülmektedir. AKB’li kişilerin beyinlerinde, özellikle amigdala, hipokampus ve prefrontal korteks gibi duyguları, öğrenmeyi ve karar vermeyi etkileyen bölgelerde, yapısal ve işlevsel farklılıklar olduğu gösterilmiştir. Ayrıca, AKB’li kişilerin, çocuklukta istismar, ihmal, şiddet, yoksulluk, aile sorunları gibi travmatik veya olumsuz yaşantılara maruz kalmış olma olasılıkları daha yüksektir.

Sonuç olarak, psikopatlar, genellikle anlaşıldığı şekilde gerçekten var olmayan bir kavramdır.

Psikopatlık yerine, antisosyal kişilik bozukluğu adı verilen bir durum vardır. AKB’li kişiler, stresle başa çıkmada, duyguları ifade etmede ve başkalarıyla ilişki kurmakta zorlanırlar. AKB’nin nedenleri ve tedavisi tam olarak bilinmemektedir, ancak genetik, biyolojik ve çevresel faktörlerin rol oynadığı düşünülmektedir. AKB, hem bireyler hem de toplum için ciddi sorunlara yol açabilen bir durumdur. Bu yüzden, AKB’yi anlamak ve önlemek için daha fazla araştırma ve farkındalık gerekmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir